9 Ağustos 2009 Pazar

ne desem çıkıyor yahu!!!

berkay candan hakkında dediklerim şu ana kadar doğru çıktı ve sonra da biraz da acb forumlarının yardımıyla nenad miljenovic'in ne kadar spekteküler bir guard olduğundan bahsetmiştim.ilk üç maç sonunda neler yapmış diye bir istatistiklerine baktım.20.3 sayı,9 ribaunt,6.3 asist,4 top çalma ve 0.3 blok.yeni rubio diyorlardı kendisi için.şu ana kadar gene de rubio'nun o yaşta yaptıkları kadar çarpıcı istatistikler yapamasa da onun izinden gidiyor gibi gözüküyor.önemli bir hayran kitlesi var onu rubio'yla karşılaştıran.hem de rubio nun vatanı ispanya'dan.demek ki bu çocokta önemli işler var.umarım rubio gibi gelişimini sürdürebilir ama sırbistan'dan ve fmp zeleznik'ten yetiştiği için adım gibi eminim bu çocuğun çok büyük işler becereceğinden

berkay candan,erbil eroğlu ve fenerbahçe ülker altyapısı

şu an devam etmekte olan olan U16 avrupa şampiyonasında 3 maç geride kalırken,her maçı rahat kazanan yıldız milli takımımızın ve turnuvanın en önemli skorerlerindendir berkay candan.ilk 3 maç sonunda 22.7 dakika ortalamayla 21.3 sayı ve 11.3 ribaunt ortalamaları tutturan 2.00 metre boyundaki berkay candan2ı bu turnuva başlamadan önce enes kanter hakkında yazdığım yazıda ne kadar önemli bir skorer olduğunu söylemiştim.şubat ayı civarında türk telekom yıldızlar turnuvasında milli takımımızın 3 dikkat çeken oyuncusundan biriydii.erbil eroğlu,berkay candan ve tayfun erülkü gerçekten iyi oyunculardı.tayfun'un henüz 1994 doğumlu oldğunu belirteyim.erbik eroğlu ise türk basketbolunda bugüne kadar hiç rastlamadığım ve umarım devamını getirerek ilk olmasını temenni ettiği all-around diye tabir edilebilecek bir guard.kısa yetiştirme konusunda başarısızlığımız ortadayken;erbil gibi bir guard çok iyi gelir.türk telekom tunuvasında 19 dakika gibi ksıtlı bir ortalamayla 4 asist civarı bir ortalama tutturmuştu.kendisini bir 3 kere izledim ve diamantidis'e çok benzettim.konuşmak için erken ama hep bizde olmasını istediğim diamantidis'in bizim altyapıdan çıkması beni çok mutlu eder herhalde.avrupa şampiyonasında 26 dakikada 9.0 sayı,3.7 ribaunt ve 5 asist ortalaması yakaladı.italya çaını 13 sayı 7 riaunt 6 asist ve 6 top çalmayla;karadağ maçını da 4 blokla!! tamamladı.bir guard 4 blok koymuş,düşünün artık.kenan sipahi ise kosova'dan getirtilen ve söylenene göre cska moskova altyapısına gitmek yerine tofaş'ı tercih eden 1995 doğumlu bir guard ve ilk üç maçta 19 dakika ortalamayla 4 asist ortalamsını tutturmuş.2 yaş büyüklere karşı bunu yapıyor ve bursalı biri olarak arkadaşlarımdan onu izleyenlerden duyduğuma göre bursa altyapılarını resmen domine etmiş.yakında istanbul yolcusu olur diye düşünmekteyim bu priştinalı çocuk.fenerbahçe altyapısını ise gerçekten tebrik etmek gerek.ülkerle birleşmesiyle birlikte altyapısı iyice geliişti bu takımın.berkay candan,erbil eroğlu,kerem hotiç,enes kanter,oğuz savaş,ömer aşık,semih erden,can mutaf,doğuş balbay... kendi fmp zeleznik'imizi yaratmak üzereyiz sanırım

5 Ağustos 2009 Çarşamba

ersan ilyasova


belki de arsen ilyasov.hatta kesinlikle arsen ilyasov.rus bir anne ile sovyetler zamanında kırım'dan özbekistan'a sürülen tatar bir babanın çocuğu olarak taşkent'te dünyaya arsen ilyasov adıyla gelmiş.bu aradaboyu babasından geliyormuş.lan bu tatarların hepsi iri midir ya,hiç cılız ve kısa bir tatar görmedim ben hayatımda.ciddiyim ya,yugoslavlar bir de tatarlar böyle iri sanırım.neyse,devam edelim.2002 yılında arsen ilyasov pasaportuyla türkiye topraklarına ayak bastı ve bir daha öyle biri ülke dışına çıkmadı sonra da bir baktık eskişehir'den bir aile onu kimlik almış.ben eskişehir'in tesadüf olduğunu düşünmüyorum,oradaki tatar nüfusunun yoğunluğunu herkes bilir.geldiğinde 205 boyundaydı bu adam.hala öyle.208 yazar baz yerlerde ama hemen hemen her basketbolcunun boyu 2-3 santim farklı yazar çeşitli kaynaklarda.ilk geldiğinde gerçekten olay olmuştu.aşırı derecede ince bir adamdı fakat parmak hassasiyeti ve şut kabiliyeti gerçekten hayranlık uyandırıcıydı.gel bir sıçra dediklerinde panya hizasına denk gelen kafası herkesi şok etmişti.altyapıda onun kadar sıçrayabilen bir adam kesinlikle yoktu.türkiye'ye geldikten sonra çok çalışmaya başladı ve komando lakabını taktı arkadaşları ona.top hakimiyeti bok gibiydi ama atletik ve de sağlam şutör bir adamdı işte.ülkerspor onun için özel alley-oop setleri çizerdi ve çatur çutur gelen her topu yakalayıp vururdu.o zamanlarda harika bir ribauntçuydu.şimdi bile avrupa'nın en iyilerinden zaten.20-25 ribaunt,50-60 sayıyla tamamladığı maçlar kaç tanedir bilinmez.altyapıda bir efsane olmuştu.herkes bir anda ortaya çıkan ersan ı konuşuyordu,sonra bir baktık bir iddia ortaya atıldı.bu adam küçültmedir dediler.takım arkadaşları bu gerçeği biliyordu ya da şehremini lisesindeki sınıf arkadaşları.ne doğru düzgün türkçe konuşabiliyordu .gene takık arkadaşlarının ersan abi dedikleri söylenirdi ona.önce 1987 doğumlu dediler,yutmadı kimse.sonra 1984'ten küçültülmüş dediler.herkes tamam dedi ama iddialar ardı arkası kesilmiyordu.sonra ailesinden biriyle pasaportlarının değiştirilip öyle vatandaşlığa geçirildiği söylendi.1981 doğumluydu iddialara göre.ailesinden biri basketbolla alakalıysa ya da basketbolcu bir aileden geliyorsa bu yöntem hep uygulanır devşirmelerde.ersan ilyasova bir röportajında annesiyle babasının basketbolcu olduğunu söylemişti.pek kimse buna dikkat etmedi ama resmen her şeyi açıklar gibi oldu.kısacası türk altyapılarındaki küçültme rekorlarından biridir kendisi.cenk renda'yı saymazsak ya da bir forum sitesinde okuduğum yıldızlar maçına nişanlısıyla gelip günde 3 kere tıraş olan basketbolcuyu ya da 1970'lerde içlerinde turgay demirel'in de bulunduğu yıldız milli basketbol takımının avrupa basketbol şampiyonu olan kadrosunun toplam 40 yaş küçültülmesini:D basketboluna dönersek,ersan kendinden çok ufaklara karşı oynadığından olsa gerek altyapıdan çıktıktan sonra kendisinden dwight howard tarzı istatistikler beklendi ama o herkesi yanılttı,biraz daha mütevazi istatistikler yakalayan bir oyuncu oldu ama bence euroleague'deki 21 dakika ortalamayla 10.7 sayı ve 7.5 ribaunt istatistikleri ve de alba berlin ve tau ceramica'ya karşı iki maçta haftanın mvp olması(bir de ekim ayı mvp ödülü var) onun gene de avrupa'nın önde gelen 4 numaralarından biri olduğunu gösteriyor.çok istikrarsız bir adam kendi jenerasyonundan gelen emir preldzic gibi ve yanlış şut tercihleri yapabiliyor ve o gün ilk 1 2 şutunu sokamazsa o maç onun için psikolojik olarak bitiyor.ama her ne kadar rekor bir küçültme de olsa profesyonel kariyeri yeni sayılır ve ben onun kendini daha da geliştirip avrupa'nın en iyi 4 numarası olabileceğine inanıyordum fakat nba'e gitmeyitercih etti hem de olympiakos ve barça'nın 5 milyon euro nun üstündeki kontratlarını reddedip 700 bin doları kabul ederek.ceserati ve azmi takdir edilesi fakat nba için uygun bir adam değil.iyi bir el üstü şutu oolması bir avantajı fakat sürekli 3 lük şut atarak 4 numara oynayamaz nba de.ne bir psot up oyunu var ne de fiziğini kullanıp içeri drippling yeteneği.3 numara desek ball handling ve kendi poizyonunu yaratma sorunu var.gerçi barça dayken bazı maçlarını seyrettiğimde içeri drivelarını geliştirmeye başladığını görmüştüm ama bunu daha çok maç yaparak geliştirebilir ancak.nba'de ne kadar süre alır bilmiyorum.umarım beni yanıltıp nba'de başarılı olur.ilgilenen kızlara duyurulur.evli ve bir kız çocuğu babası

4 Ağustos 2009 Salı

gasper vidmar

2007 yılında emir preldziç'le birlikte fenerbahçe'ye geldiğinde çok mutlu olmuştum.çünkü 2006 yılında yapılan ve izmir'in evsahipliğini üstlendiği ümitler avrupa şampiyonasında etkileyici bir performansı koymuştu.emir'in performansına kendisi hakkında yazdığım yazıda değinicem.iyi bir ribauntçu,iyi bir atlet ve potaya yakın topu aldığında çok hızlı bir biçimde dönerek basket atabilen bir adamdı.ama o zman farkettiğim çok kötü bir özelliği vardı.arkaşaları pota altında ona top indirdiğinde yahut hücum ribaundu aldığında topu aşırı derecede yere indiriyordu.baya fazlaydı hem de.o kadar yere indirdikten sonra da yardım geliyor ve bitirmekte zorlanıyordu ama ne de olsa altyapı turnuvasıydı ve basket bulabiliyordu her şeye rağmen.üstyapıda bunun başına çok bela açabileceğini tahin etmiştim ama herif ne de olsa yugoslavya'dan dedim.1-2 yıl içinde bu sorunu halleder,oynadığı takımdan 20-25 dakika süre alır,jenerasyonundaki pivotlar havlu sallarken o kendini geliştirir diye tahmin etmiştim.1 yıl sonra fenerbahçe'ye geldiğini öğrendim.hem de emir preldziç'le.çopk sevinmiştim.hemen adriatic league'in sitesinden istatistiklerine baktım ve emir'e göre daha iyi isatistiklerdi.hele 20'lik bir adam için gerçekten güzeldi.fener'e transfer olduktan sonra önce uyum sorunundan dedim,ikisi de başarılı olamadı.ama bir real madrid maçı oynadı,bir panathinaikos maçı oynadı ki bu adamda iş var dedim.bir ara gerçekten güzel gitti ilk sezonunda ama hep ilk 5 başlayan bu ç ocuk 5 dakikada 3 faulle kenara gidiyor ve asla oyuna dönmüyordu.faul problemine girmese de oyundan alınıyordu.demoralize etti onu tanjeviç.sonra ömer aşık da takıma katıldı,aldığı süre iyice azaldı ve ömer iyi performans gösterince ona güven iyice azaldı.ama ben başlarda hep gasper vidmar'ın oğuz'dan daha yetenekli olduğunu ve preldzic'in daha kötü durumda olduğunu düşündüm.ama bu sezon vidmar tam anlamıyla çuvalladı.1-2 dandik tbl maçını saymazsak düzgün maç çıkaramadı.euroleague'de ezildi tabir-i caiz ise.her zamanki gibi topu gökten alıp parkeye yapıştırmaya devam etti.pota yakınlarında top alıp o çabuk ayaklarıyla dönse de ciddi anlamda berbat olan parmak ucu hassasiyeti yüzünden bitiremedi hiç bir şutu.boş bir sezon geçirdi.preldzic sezon içinde her ne kadar çok istikrarsız olsa da önemli işler yapıp taraftara güzel anlar yaşatsa da vidmar hep küfür yedi.olmadı be çocuk,olmadı gerçekten.yapamadın vidmar.ben bile artık güvenemiyorum sana.yugoslav olmandan dolayı hep dedim bir gün olacak diye ama fenerbahçe seviyesinde bir takım daha fazla bekleyemez seni.fenerbahçe seni gözden çıkardı duyduğuma göre.karşıyaka'ya önermiş,cimbom istemiş falan.bence ülkene git vidmar.sanki beni duyacakmışsın gibi konuşuyorum,farkındayım ama en iyisi uleb cup seviyesinde bir takım bulup orada bol süre alarak kendini geliştirmen.bu parmak hassasiyetiyle euroleague çok zor ama ne de olsa yugoslavyalısın.bir gün cska moskova ya da tau ceramicca gibi bir takımla euroleague finaller mvp si olursan da şaşırmam ama fenerbahçe'De miladın doldu.fenerbahçe yerine enes kanter'i düşünüyormuş.kusura bakma ama bunu duyunca bir an önce gitmen için dua etmeye başladım.yolun açık olsun vidmar,olmadı buralarda be...

3 Ağustos 2009 Pazartesi

he visto el futero-nenad miljenovic

1993 doğumlu nenad miljenovic diye bir oyuncu var.bu yıl U16 şampiyonasında boy gösterecek.merakla beklenen bir oyuncu.tür izleyiciler bilmez oek.ben de bilmem,hiç seyretmemiştim ama youtube'tan gençler euroleague final maçının highlights'larında izleme fırsatı buldum ve bir an ricky rubio'yu izliyorum sandım.deli gibi savunma yapıyor,no-look pas,cross-over'lar ve fundamental gösterileri birbirini takip ediyordu.maçı 26 dakika oynayarak 17 sayı,8 ribaunt,10 asist,3 top çalma ve 2 blokla tamamladı ve bunu kendisinden 2-3 yaş büyük abilerine karşı yaptı.şutu olmayan bir oyuncu ama fundamental'ı sayesinde içeri drive onun için çocuk oyuncağı gibi olmuş.ispanya ligi acb'nin forumlarını okurum sık sık google translate'den ingilizce ye çevirterek.basketboldan çok çok iyi anlayan adamlar yazar.her ne kadar bazı asparagas haberlere itibar etseler de basketbolu biliyor forumun yazarları.enes kanter hakkında yazdıklarını okuyup bir türk olarak gururlanırken(kendisine hulk benzetmesi yapıyorlar ve hala valanciunas ve musli'yi enes'in nasıl ezdiğini ballandıra ballandıra anlatıyorlar) bu çocuk hakkında yazdıklarını da okudum ve enes'ten çok daha büyük bir hayran kitlesi var ve onun için 'he visto el futero' demişler,türkçesi 'geleceği görüyorum'.yıldızlar turnuvasını sabırsızlıkla bekliyorlar.ben de sabırsızlıkla bekliyorum.her ne kadar izleyemeyecek olsam da fibaeurope'tan istatistiki bilgileri takip edicem ve görüce dedikleri kadar iyi bir oyuncu mu.onlar 'nueva rubio-yeni rubio' demekte ısrarcılar.onun gibi bir asistçi ve şovmen bir adam gelmez diyen beni göt edecek mi merak ediyorum,haydi miljenovic diyorum:) bu arada fmp zeleznik altyapısından çıkma ve bu takımın altyapısı hakkında bir şeyler yazıcam eğer unutmazsam.her basketbol takımına altyapı dersi verecek kadar iyiler ve resmen bir fabrika oldu bu takım.branislav dekic,milan macvan,dejan musli,dragan labovic,nenad miljenovic,Bojan Subotic,Andreja Milutinovic,Mladen Jeremic... normal bir altyapı değil bu...

2 Ağustos 2009 Pazar

enes kanter mvp!!!

türk basketbol altyapısının son yıllarda çıkardığı en büyük iş olan enes kanter sonunda mvp oldu.bugüne kadar katıldığı her turnuvada mvp performansı gösteren(2008 U18 turnuvası:19.1 sayı,14.6 ribaunt,U16 turnuvası:22.9 sayı,16.5 ribaunt) fakat takımının başarısızlığından dolayı mvp olamayan enes'e sonunda ödülünü verdiler.28 dakika ortalamayla turnuvayı 18.6 sayı ve 16.4 ribaunt gibi anormal ortalamalarla bitirdi.bulgaristan maçında 2 sayı 1 ribauntla,letonya maçını da 5 sayıyla tamamladığını hatırlatayım.bu maçlarda dinlenen ve rahat maç olduğu için zorlamayan enes diğer tüm maçları 20 sayı üstünde tamamladı.sırpların gurur duyduğu dejan musli'ye karşı 32 sayı 25 ribaunt,litvanya'nın harika çocuğu valanciunas' a karşı 35 sayı 19 ribauntla oynayarak istedi mi neler yapabileceğini gösterdi.enes açık ara avrupa'nın en iyi ribauntçusu.şimdiden yorum yapmak için erken ama gelişimini sürdürürse david lee tarzı bir oyuncu olacak gibi geliyor bana.aynı onun gibi sağlam bir şutu,sağlam bir fiziği ve iyi bir atletizmi var.oyun tarzları çok benziyor ama daha 17 yaşında.konuşmak için gerçekten erken.bu yıl tbl'de tanjevic'in kesin süre vermesi gereken bir oyuncu.geçen yıl uzun bir diz sakatlığı geçirmişti,en büyük korkum o sakatlığın tekrarlaması.turnuva sırasında yfak sakatlıklar geçirdiğini duymuştum,umarım doğru değildir.bu arada sırplar tahmin ettiğim gibi şampiyon oldu.dejan musli 14 sayı 14 ribauntla oynamış ama 0 blokla şaşırttı.atletik fransız guardlara blok koymak kolay değildir.valanciunas hakkında bir şeyler yazmıştım.bir de fransa'dan evan mehdi fournier var,2008'deki türk telekom yıldızlar turnuvasında 2 kere türkiye'ye karşı maçını seyretmiştim.bizim enes her zamanki istatistiklerini yaparken,fournier de bizim kısalara fundamental dersi veriyordu.kendisi hakkında ayrıca yazı yazacağım

U18 final maçı:sırbistan-fransa

kısa oyuncuları dışında çok iyi oyuncuları olmayan fransa ile;size olarak turnuvanın en iyisi(sırplar ne zaman en uzun takım olmadı ki) sırbistan'ın yapacağı final maçı.fransa'nın pivotsuz olduğunu söylemiştim.dejan musli üzerinden oynayarak sırbistan skora gidecektir ve musli muhtemelen dominant bir performans gösterecek.bugüne kadar fransa ile oynayan her takımın pivotu ortalama yükseltmişti zaten.fransa'nın kısaları sırplarınkine göre daha iyi ve skor-asist yükü tamamen onların omzunda ancak musli 2.8 blok ortalamasıya oynayan sizelı bir pivot ve gününde olursa atletik fransız kısaları blok manyağı yapar ve içeri sokmaz.ama fransız kısalar da turnuvanon en atletik adamları sonuçta.onları bloklamak bizim maksim mutaf'ı ya da fırat töz'ü bloklamak kadar kolay olmaz.musli'ye ikili üçlü sıkıştırmalar yaparlarsa şayet;bu sefer de musli dışarı kısalara çok iyi top çıkartabilir.dejan musli'nin saha görüşü de çok iyidir,söylemeyi unutmuştum.musli gününde olursa şov yapar ve sırplar şampiyon olur.musli durgunsa ve atletik fransız kısaları da iyi şut sokarsa fransa yener.